İçeriğe atla

Onsekiz – Çizmeli mi çizmemeli mi?

Ekim 27, 2009

Soru18: hati,  15.10.09çizme

kadınların süslenmesi (makyaj yapma, takı takma, topuklu ayakkabı giyme vs.) içgüdüsel midir, yoksa çevreden gördüklerini kopyalayıp yapma kaynaklı bir koyunsal hareket midir?

_______________________________________________________________________

Sevgili hati, daha önceden de bahsettiğimiz üzere sitemizde bomba tarifleri veremiyoruz, bu vesile ile sizi bomba gibi yapacak bir tarifi veremeyeceğimizi baştan belirtmemiz gerekiyor. Yazının gerisini bu hususta okumanızı tavsiye ederiz. ;-)

Bakınız sayın hati, öncelikle şunu anlamanızda yarar var; içgüdü deneyimsel kazanımlardan ziyade, atasal genlerine bağlı olarak çaba gösterilmeden kazanılan biyolojik davranış şeklidir. İnsan gibi bir organizmayı bilinç sınırları olması dolayısıyla yöneltme eyleminde bulunurken “güdü” den bahsetmek doğru kullanış şeklidir. Haa meme emme, gürültünün geldiği yere aniden bakma, vb… eylemler içgüdüsel olarak tanımlanabilir, evet… (Bilinç sınırları olması sizi odundan ayıran etmen olarak söz ediliyor burada dikkatinizi çekerim) Arzular, duygular, vb… gibi durumlar, psikolojik etmenleri yarattığından güdü, bilinçli yada bilinç sınırları dışında dürtülerimiz olarak tanımlanabilir. Bu vesile ile içgüdülerden ayrı tutulur. Bu sebepten sorunuzda farkında olmadığınız bir sapma oluşmuş bulunuyor.

“İçgüdü” kelimesine takılmadan sorunuza cevap vermeye çalışabiliriz şimdi bu kadar açıklamadan sonra…

Süs ve süslenme tabirlerini kısaca açarak çabuk bir giriş yapmak en doğru yol olacak sanıyorum sorunuz için. Bazı hayvanlar, süs ve güzel olma olayını genetik olarak değişerek elde etmişlerdir. (bkz: cennet kuşu, tavus kuşu…) Hayvanlardan farklı olarak insanlar hem kamufle olmak, hem de güzelleşmek için “obje” kullanmışlardır. Kamuflajın bir silah yada savunma olduğunu kabul edersek, bizi hayvanlardan, alet kullanımı (karga, şempanze,…) da dahil ayıran en mühim şey süslenme alışkanlığımızdır. Genel olarak bilim adamları kültür olgusunun, takı takmaya başlamak ile başladığı konusunda hemfikirdirler. Avlanma, ısınma ihtiyaçlarımız için alet, giysi bazında obje oluşturmaya başladığımız dönemin ardından, hiç de ihtiyacımız yokken kulağımıza sedeften küpe, midye kabuğundan broş ve takılar, kemikten tokalar, sazdan bilezikler örerek, kıyafetleri farklı desenler oluşturacak şekilde boyayarak ayırt edici olmak için de objeler yaratmamız ile başlıyor kültür serüvenimiz. Bunların içgüdüsel bir eylem olduğunu söylemek zaten imkansız. Sosyal toplum içinde yaşayan insanoğlu bu ayırt edici süslenme alışkanlığı ile farklı yerlerde farklı kültürler yaratmıştır. Paranın keşfinden çok ama çok önce bu objeler bir zenginlik göstergesi olarak kabul ediliyordu. Ve güdülerimizin sonucu da süslenme eylemi, bir alışkanlığa dönüştü. Şu anda firavun gibi altından gerdanlıklar takmıyoruz ama onun da yerini Armani takımlar, Prada ayakkabılar ile zenginlik ve orantılı olarak gösteriş çabamız hala sürmekte.

Toplumları bütün olarak algılamak da yanıltıcı olabilir; ait olduğunuz zümre, grup, cemiyet, vb… kendi içindeki beğeni ve güzellik anlayışları sizin de beğeni algınızı ve giyim tarzınızı etkiler. Emo, punk, rocker, tiki, ağır abi gibi gruplar kendi içlerinde benzer şekilde giyinen, makyaj yapıp süslenen gruplar olduğunu hatırlayınız.

Suçu sadece kadınlara atmak da pek olası bir çıkarım olmayacak bu vesile ile hati. Süslenme, kültürümüzün bir parçası, yaşadığımız toplumun aynasıyız bizler de. Sadece bugünü dünden ayıran etmen, globalleşen ve bunun katalizör etmenleri internet ve televizyonun her an elimizin altında olması. Dünyada şu anda genel kanı, mini eteğin yüksek topuklu ayakkabılar ile ne kadar güzel durduğu yönünde(seksi duruşu daha doğru ama seks imgesi de başlı başına pazar için yaratılmış bir olgudur da şu haliyle). Ama bundan çok değil, 50 yıl kadar önce başka bir coğrafyada, Çin’de, minik ayaklara sahip olmak bir güzellik etkeni olarak kabul ediliyordu; bu vesile ile oluşan tahribatlı fil ayaklı Çin kadınlarını hatırlayınız.

fil ayak
Şekil 1- Fil ayak

Makyaj için ise yine belli başlıklar açmak ve bazı durumları hatırlatmak gerekecek sanıyorum. Arada sıkıştırdığımız seks olgusunu hatırlayınız. Seks, aslında cinsel ihtiyaçlarımızın karşılanması manasına gelse de seks olgusu kadın figürü üzerinde hareket etmekte. Hormonal ihtiyaçlarımız ve testosteron miktarlarımız karşılaştırıldığında neden kadın figürü dediğimi anlayacaksınız (Erkekte 60 kat fazla testosteron). Kadın figürünün doğurganlık ve anne olmak manasına geldiğini de pekala biliyorsunuz. Sağlıklı bir kadının daha doğurgan olacağını söylememe gerek de yok. Bu son cümlelerin çıkarımı olacak vesile ile makyaj fikrinin aslında kamuflajdan sonra insan yaşamında ikinci yanıltmak için boyama gereksinimi ile çıktığı sonucuna ulaşabilirsiniz. Al yanaklar, kırmızı dudaklar, parlak gözler, vb… hepsi daha sağlıklı görülen kadının çekici olma uğraşı. Makyaj da sağlıklı görünüş çabası olarak başlamış ilk. Kültürel boya ve vücut şekillerini tabii es geçerek bunları söylüyoruz.

Genel olarak kadınların neden sonuç ilişkisi içindeki sorunsalınıza geri dönersek, toplumlarda oluşan güzel görünüm kalıpları nasıl ise kadınlar da o çizgilerde göze batıp, hoş gözükmek isteyecektir. Yani sorunuza tam cevap olacak gibi bir söz ama koyunsal bir davranış şekli ile toplumun gereksinimlerini de arzularını da takip etmişlerdir. Gerçi bu iki cinsiyet için de geçerlidir, sadece kadın kıyafet ve objeleri erkeklerinkinden fazlaca abartılı olduğundan, pekala böyle bir soru sorabiliyorsunuz şu an. Yoksa ilk topuklu ayakkabıyı tahta topuğu ile Fransız asilzadeleri (erkekleri) giyiyordu, yada şu an bilmem neremizle güldüğümüz perukları hatırlayınız.

Şekil 2 – Moda, herkes için(!)

Kadınların yada erkeklerin fark etmeksizin, zenginlik, statü gösteriş şekilleri zaman için taklit edilmiş ve şu an moda dediğimiz şey oluşmuştur.  Moda ilk başlarda süslenme şekli ile etrafını etkilemek, kendini beğendirmek maksadıyla oluşmuş olmasına karşın şu an itibari ile bir sektördür. Sektörü yöneten devler, önümüzdeki seneden tutun 3-5 sene sonraki trendleri bile belirlemişler ve sizin tüketim alışkanlıklarınızı yönetmektedirler. Bu yüzden siz moda kendini takip ediyor, yada taklit ediyor diye bir çıkarım yapabilirsiniz. Bu söylem sizi moda konusunda uzman yapmaz ne yazık ki. Moda eskisi gibi zevkli kişilerin yada toplumda söz sahibi olan kişilerin fikirlerinden değil, onları yöneten ve rakibi ile beraber karar verdiği moda akımı için, 5 sene sonrasının tasarımlarını hazırlayıp, o rakibini ekarte etmeye uğraşan sektör devinin kontrolünde ne yazık. Sizler de onların tasarladığı çizme, takı ve parlak rujlar için alışveriş alışkanlığınızı değiştiriyorsunuz büyük bir gaflet ile.

Modaya değinmemizin bir nedeni de sizin sorunuzla paralel olarak kadın modası üzerinde daha fazla dikte edilecek nokta olduğudur. Çok değinmeden, erkeklerin hala aynı tarz ve sadece düğme sayısı değişen ceketlerinde bile vatka olduğunu hatırlatayım size. Tabii ki erkekler de yazının başlarında bahsettiğim üzere giyimlerine önem verirler; evet ama, detaya inmemeleri, sadece üzerinde duranların yakıştığına ve genel olarak güzel durduklarına karar vermeleri ve başka birinin ne düşüneceğinin takdirini alma istekleri duymamaları aradaki farkı yaratır.

Neyse konudan daha fazla uzaklaşmayalım.

Artık kabul edebilirsiniz ki bir kadın diğer bir kadın için, onun takdirini ve beğenisini kazanmak için giyinir. Zaten sizlerde farkındasınızdır ki toplumda bir kadını başka bir kadın daha fazla süzüp, incelemekte, kadın dergilerinde erkeklerden ziyade kadın modeller ön planda bulunmaktadır. Bu vesile ile çok bilindik bir sözü buraya kadar gelmişken söylemeden edemeyeceğim; kadınlar, kadınlar için giyinir, erkekler için soyunur. Erkekler kadınların eteklerine değil altındaki oynak kaslara bakma çabası içindedirler nitekim.

Sizin de değişen sosyal çevreniz ile makyaj şeklinizi değiştirmeniz, topuklu çizmelerden hoşlanmaya başlamanız, bavul çantalara aşık olmanız, okuduğunuz romanın kahramanı ile kurduğunuz kovalent bağ türevi bağlanma şekline benzeşir. Demek istediğim yarın okuduğunuz yeni roman ile başka bir kahramana özenebilirsiniz.

Nitekim artık daha da uzatarak konuyu iyice dağıtmadan, Kızılay’ın dağıttığı gibi giyinip herkeşlerle pişti olmanızı dilerken, esasen sizin trendsetter ların intiharına sebebiyet vermenizi umarak yazımızı noktalıyoruz.

Biz göçmüşüz buralardan, adalardan ve Moda’lardan…

Takıntılı günler dileriz size de.

Erdil Yaşaroğlu
*Erdil Yaşaroğlu

Bir Yorum leave one →
  1. Aralık 8, 2009 10:04 am

    koyunsal hareket bence ama çizme seksi oluyo giyinin yani:D

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

Gravatar
WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 42 other followers