İçeriğe atla

Yirmibir – Bir kedi gördüm sanki

Kasım 13, 2009

Soru21: seko, 07.10.09kedi

Şimdi Sesarcım sana saçma gelebilir ya da basit ama gözlemlediğim bir durum var. Garip geliyor bana.. özellikle kedilerde… şimdi bunlar günlük yaşantılarını planlarlar mı? çünkü bizim evdeki kediler dışarı çıkıyolar ve hergece aynı saatte eve geliyorlar.. zaman kavramı mı var yani bunlarda?

bir de mesela kalkıp “ulan bi yemek yerim.. ordan tuvalate gider sonra da uyurum!” gibi düşünmeleri söz konusu mudur? nereye kadar sınırlıdır bilinçleri? mesela çok ilginç kapı açıksa dışardan gelince “mırrk” diye bi selam verme olayı var -hacı ben geldim- gibi.. algıları, bilinçleri çerçevesinde kısmen bilimsel kısmen roman havası ışık tutarsanız sevinirim..

_______________________________________________________________________

Sayın Seko,

Öncelikle, çok sevdiğimiz tüylü dostlarımızdan bahsederken “bunlar” zamirini kullanmanızdan dolayı sizi kınıyoruz ve size dostlarımızın teessüflerini iletiyoruz. “Bizim evdeki kediler” demenizden de dostlarımızla iç içe yaşamanıza rağmen aranızda bir bağ olmadığını, kedileri hiç tanımadığınızı ve her şeyi sıfırdan anlatmamız gerektiğini anlıyoruz.

Şimdi efendim, kedi dediğimiz memeliler, mükemmel birer avcıdırlar. Kediler evcilleşmeden önce (M.Ö. 9000 yılları olduğu tahmin ediliyor), doğada diğer yabanıl hayvanlar gibi avlarının peşinden koşturan, bağımsız, özgür ruhlu hayvanlardı. İnsanların yerleşik hayata geçmeleriyle beraber, kurnaz dostlarımız insanlardan kalan artıklarla hayatlarını geçirebileceklerini fark etmişler ve yavaş yavaş insanlara sokulmaya başlamışlardır. İnsanlar da, hem etrafta kalan yemek artıklarının temizlenmesinden hem de fare vb. kemirgenlerin kediler tarafından yakalanmasından dolayı kedilerle beraber yaşamaktan rahatsızlık duymamışlardır ki buna protokooperasyon; ya da açıkça alan memnun satan memnun durumu denir. İnsanlarla beraber yaşamaya adaptasyon sağlamalarına rağmen, güçlü görme ve duyma duyularını kaybetmemişlerdir. Yani, kediler tam olarak evrimleşmemişlerdir, yarı vahşilerdir. Siz onlara evinizde istediğiniz kadar yiyecek ve su sağlayın, onlar avlanma güdülerinden vazgeçmeyeceklerdir.

şekil1

Şekil 1. Vahşi dağ kedisi vs. evcil kedi (Solda tavşan yakalayan kocaman vahşi bir dağ kedisi ve sağda koltuğa sarılmış bir şekilde sevimlilik gösterisi yaparak poz veren evcil kedi)

Kedilerinizin dışarıya akşam çıkmalarını siz mi sağlıyorsunuz yoksa onlar zorla mı çıkıyor bilemeyeceğiz ama bu küçük avcıların avlanmak için en iyi zamanları akşam karanlık çöktükten sabah gün ağarıncaya kadardır. Fizyolojileri bunu gerektirir. Kedilerin gözlerinde az ışığa adapte olmak için retinanın arkasında tapetum lucidum adında özel bir tabaka bulunur. Bu özel hücre tabakası göze gelen ışığı alıp büyüterek retinaya yansıtır. Aynı zamanda retinanın duyarlılığını artıracak şekilde kornea ve merceğin kıvrımları daha keskindir. Retina, rod ve kon adı verilen hücrelerden oluşur. Rodlar az ışığa konlardan daha duyarlıdır. Ve kedilerde normalden fazla sayıda rod vardır. Kedilerin gözleri birbirine diğer türlere kıyasla daha yakındır bu da onların görme gücünü artırır. Kulakları ise 200 kHz ile 100 kHz değerleri arasındaki sesleri duyabilir. Bu da onların çok küçük sesleri dahi duyabilmeleri anlamına gelir; örneğin bir farenin ayak seslerini. Hassas kulakları aynı zamanda sesin kaynağını da tam olarak tespit edebilmelerini sağlar ve bu özellikler onları gecenin mükemmel avcıları yapar.

Evden çıkıp gece aynı saatte gelmelerini de bu durumda biyolojik saat gibi değerlendirebiliriz. İnsanların hava kararınca uykusunun gelmesi ve aydınlanınca uyanması nasıl hormon salgılarıyla ilgiliyse ve insanlar hayatlarını fizyolojik özelliklerine göre planlamışlarsa, bu kediler için de geçerlidir. Ancak zaman kavramları bizimki gibi değildir, biz düşünme yetimizden dolayı günlük yaşantımızı mantıklı bir şekilde düşünerek planlayabiliriz, kediler ve diğer hayvanların ise düşünme biçimleri farklıdır.

şekil2

Şekil 2. Sahipleri tarafından ilgi görmeyen bunalıma girmiş, düşünen kedileri sembolize eden heykelcikler.

şekil3

Şekil 3. Sahiplerinden umudu kesip huzuru Budizm’de arayan kedileri sembolize eden heykelcikler.

Düşünme “ben” bilinciyle oluşur. Hayvanlarda kendini bilme yetisinin bulunabileceğine ilişkin en iyi ipucunu psikoloji, primatoloji gibi bilim dallarında kullanılan ayna testi vermektedir. Bu testlerde, hayvanların çoğu aynadaki görüntülerini tanımazlar. Bazısı ilgisiz kalır, bazısı yabancı hayvan diye saldırır. Kuyruksuz maymun türleri, filler gibi bazısı ise aynayı, göremedikleri nesneleri görmek için araç olarak kullanabilmelerine rağmen kendi görüntülerini tanıyamazlar. Buna karşılık örneğin şempanze, aynada gördüğü kaşlarının arasında boyanmış kırmızı lekeyi elini kendi yüzüne götürerek silmeye çalışır ve sonra da parmağını inceler. İnsansı maymunlar ve yunuslar kendini aynada tanıyabilmektedir ama bunu kalıcı ve süreğen yapamamaktadırlar. Örneğin, şempanzelerin ancak %43′ünün, orangutanların %50′sinin, gorillerin ise %31′inin başardığı gözlenmiş.

Böyle bir tanıma insanda, ancak on beş ayı tamamladığında ortaya çıkar. Benzer bir test 2-3 yaş arasındaki çocuklara uygulandığında, çoğu alınlarına yapıştırılmış bandı çıkarır. Ama iki üç dakika önce kaydedilmiş görüntüleri gösterildiğinde, çocukların yalnızca üçte biri gördükleri şerit ile o sırada kendi alınlarında yapışık duran şerit arasında bağlantı kurarak alnındakini sökebilmektedir. Bu testten başarıyla geçmek ancak 4 yaşında olanaklı olmaktadır. Bu yaşla birlikte şimdiki ben, geçmişteki benle ilişkilenir ve bununla beraber gelecekte de sürecek kalımlı bir ben bilincini doğurur. İşte hayvanda ve çok küçük çocukta eksik olan budur.

şekil4

şekil4. mırrrk

Kendini bilmeyen, tanımayan, şuursuz bir canlıdan da düşünmesini bekleyemeyiz bu durumda, değil mi? Acıkır yemek yer, tuvaleti gelir tuvalete gider, uykusu gelir uyur, bu kadar basittir. Zaten başka yapacak işleri olmadığı için plan yapmak gibi bir durum da söz konusu değildir.

Sayın Seko, soracağınız başka bir şey varsa onları da bu soru içinde alsaydık keşke… Neyse, ne demiştiniz, hmm bir de “mırk” olayı vardı, tamam… Bazı araştırmalar, kedilerin miyav seslerinin tonunu insanlarla daha iyi iletişim kurabilmek için insanlarla geçen binlerce yıllık dostlukları boyunca yavaş yavaş değiştirdiklerini öne sürmektedir. Hatta değişikliğin sadece kedilerde değil, algılama sistemi açısından insanlarda da olduğu kanaatinde olan araştırmacılar da bulunmaktadır. Yani her iki tarafın da zaman içinde birlikte evrim geçirdiği düşüncesindedirler. Siz kedilerinizle yakın olsaydınız ve onlarla ilgilenseydiniz onların miyavlama tonlarından ne demek istediklerini anlayabilirdiniz ve burada bize bunu soruyor olmazdınız. Biz kedi sahibi insanlar olaraktan kedilerimizin miyavlamalarının tonundan teşekkür ettiklerini, selam verdiklerini, canlarının sıkıldığını, uykularının geldiğini, oyun oynamak istediklerini, kumlarının pis olduğunu, kedi otu istediklerin vs. anlayabiliyoruz. Hayır efendim, şizofren değiliz. Birçok kedi dostunun, kedisi ile özel bir dil yaratmış olduğu bilinmektedir. Bu tıpkı iki sevgili arasındaki özel dile benzer. O sizin hareketinizden, siz onun hareketinden fazla söze gerek kalmaksızın birbirinizi anlarsınız. Kediler sosyal canlılardır ve bedenlerinin 5 değişik bölgesi aracılığıyla konuşurlar; “kuyruk hareketleri”, “kulak hareketleri”, “bıyık hareketleri”, “pati hareketleri”, “tüy hareketleri” ve “vücut hareketleri”. Takip ederseniz, fark edeceksiniz. Ve evet, kediler selam verir Sayın Seko…

Siz bizi dinleyin hayvancağızlarınızla ilgilenin, o kadar duygu sömürüsü yaptık dostlarımız adına, kedilerin intihar ettiklerine dair rivayetler de var, daha ne diyelim…

Bol tüylü günler dileriz.

Bir Yorum leave one →
  1. Aralık 8, 2009 10:02 am

    onlar öle programlı yaşamazlar ya

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

Gravatar
WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 42 other followers