Otuzyedi – Evren ne tuhaf nebulalar falan…
Soru37: CounterClockWise, 08.12.09
Merhaba,
Kadınlar ne ister soruma verdiğiniz o muntazaman yanıta rağmen ben kendi şahsi salaklığımdan olacak kadınların ne istediğini anlamış değilim.Ancak bu konuda ki merakımında günden güne azalması neticesinde.. Aklıma başka sorularda takılmıyor değil..
Mesela şu konuda da bana yardımcı olursanız çok müteşekkür kalırım.. (Doğrumu yazdım bilmiyorum?)
Uzayda hayat var mıdır?dünya dışı varlıklar bizi ziyaret ettiklerini doğrumu kimileri UFO der?
***
Soru37,5:CounterClockWise, 16.12.09
8 aralıkta bir soru sormuştum o ne zaman yanıtlanacak diye soruyorum?
Ne zaman birsorusor sorduğumuz soruya bir gün içinde yanıt verecek diyorum?
Bir de geçenlerde tartışıyorduk sandwich’in türkçesi ne nasıl yazılır diye?
Off bir soru sora üç tane soru sordum sonra yanıt bakliyorum..
Zor çok zor..
_______________________________________________________________________
Çok sevgili, sayın, biricik CounterClockWise,
Siz bu sabırsızlıkla ne cevabımızı anlarsınız ne de kadınları. Cevabı sindire sindire okuyup anladıktan sonra yeni soru sormalısınız, sizin sorununuz bu. Sorularınızı da birleştirip sıkıştırıyoruz ki fazla yer kaplamasınlar.
Hayatınızdaki kadınlara ne istediklerini sorabileceğiniz tavsiyesinde de bulunmuştuk hatırlıyorsanız. Eğer hala anlamamış iseniz ayrıntılı olarak neresini neden anlamadığınızı sorabilirsiniz. “Müteşekkür” ve “sandwich” kelimelerinin yazılışı için de TDK’nın sitesini ziyaret ediniz, tabii ki de sizin yazdığınız gibi yazılmıyorlar!(¹,²) Sizin kafanız belli ki çok karışmış, sakin olun ve bize kulak vermeye devam edin, huzur bizde, başka yerde aramayın. Şunu da söylemeden geçemeyeceğiz, sizin de dünya dışı varlıklardan pek de farkınız olduğunu düşünmüyoruz doğrusu.

Şekil 1. Düşünüyorum, öyleyse uzaylıyım.
Uzay dediğimiz şey, bütün varlıkların içinde bulunduğu, Dünya’nın atmosferi dışında evrenin geri kalan kısmıdır, sonsuz boşluktur. Yalnız, uzay ve evren kavramları birbirine karıştırılmamalıdır. Uzay, içinde bulunduğumuz sonsuz sanılan boşluktur, evren ise canlı, cansız her varlığın uyumlu ya da uyumsuz yaşadığı mekândır. Bir şekil ile bu durumu şöyle özetleyebilir ve kümelerin de bir gün işimize yarayacağını söyleyen bütün matematik öğretmenlerimize buradan sevgiler saygılar göndeririz.

Şekil 2. E= Evren, D= Dünya ve U=Uzay olmak üzere, E ⊃D ve E / D = U’dur.
Dünyanın evrendeki konumunu şu şekilde de ifade edebiliriz:
Dünya → Güneş Sistemi → Yerel Yıldızlararası Bulut → Yerel Kabarcık → Orion Kolu → Samanyolu → Yerel Grup → Başak Süperkümesi → Gözlemlenebilir Evren → Evren
Uzayda tahminen milyonlarca galaksi bulunmaktadır. Bu tahmini galaksilerin içinde tahminen milyonlarca sistemler, gezegenler ve astroitler bulunmaktadır. Galaksilerin temel bileşenleri nebulalardır (bulutsular).

Şekil 3. NASA – Andromeda galaksisi.

Şekil 4. a) Orion Bulutsusu'nun Hubble Uzay Teleskobu tarfından çekilmiş fotoğrafı, b) Kedi Gözü bulutsusu, c) Eta Carinae üstündevi ve onun etrafını saran Homunculus Bulutsusu. *Üstündevler, olağanüstü büyüklüğe sahip yıldızlardır. Eta Carinae son derece parlak bir güney yarım küre üstündevi - yıldızıdır. Kütlesinin 100 ile 150 güneş kütlesi yakınlarında olduğuna inanılmaktadır. Dolayısı ile aydınlatma gücü Güneş'in 4 milyon katıdır. Günümüzde göreceli ayrıntı ile incelenebilen en büyük yıldızdır.
Efendim, uzay ve evren kavramlarını öğrendikten sonra, yukarıdaki tanımlamalardan yola çıkarak, şunu diyebiliriz ki, tarihte kesin olarak uzaylı diye tanımlayabileceğimiz ilk canlı SSCB’nin Sputnik 2 isimli uydu ile 1957 yılında uzaya gönderdiği köpek Laika; ilk uzaylı insan ise 12 Nisan 1961 tarihinde SSCB’nin uzaya gönderdiği Yuri Gagarin’dir.
Dünya dışı uzay canlılarının bizi ziyaret ettiklerini gösteren çeşitli olaylar mevcuttur. Ancak rapor edilen bu olaylarda kullanılan cümleler kesinlik cümleleri değil olasılık cümleleridir.

Şekil 5. M.Ö. 10000 yıllarına tarihlenen, uzaylı ziyaretçileri temsilen yapılmış olabileceği ileri sürülen mağara resimleri, Val Camonica (İtalya).
UFO’lara ilişkin ilk raporlu gözlem 1868 Temmuz’unda Şili’nin Copiapó kentinde gerçekleşmiştir ve onlarca olay bunu izlemiştir. Yetkiliklerce bazıları hakkında UFO veya uzaylı olmadıkları; uydu, meteoroloji balonu vs. oldukları konusunda açıklamalar yapılmıştır. Yalnız bu açıklamalar da çağa göre farklılık göstermektedir elbet. Örneğin Japonya’da 24 Eylül 1235′te General Yoritsume ve ordusu Kyoto yakınlarında sabit olmayan hareketlerde bulunan tanımlanamayan ışık küreleri gözlemlemişler. Danışmanları kendisine “telaşlanmaması gerektiğini, zira bunların yalnızca rüzgârın salladığı yıldızlar olduğunu” açıklamışlar.

Şekil 6. Çin malı UFO.
UFO ve uzaylı tanıklıkları bir fotoğraf veya videodan ileri gitmemektedir. Medyaya yansımış veya yetkililer tarafından da kabul edilmiş birçok olay olmasına rağmen gözümüzle görmeden inanmayız, değil mi sevgili CounterClockWise?

Şekil 7. Uzaktan kumandalı UFOma atla da seni gezdireyim bebeğim.
Mantıksal olarak da bu olayların mümkünlüğünü değerlendirelim. Dünya-dışı canlılar hipotezi savunucuları 1960’lı yıllarda Frank Drake’in ortaya koyduğu “Dünya-dışı uygarlıkların sayısının matematiksel olasılık yoluyla hesabı”na ilişkin “Drake denklemi” sonuçlarını göz önüne alırlar. Hipoteze göre, eğer insan evrimin doğal bir üretimi ise (önceden mevcut değilse, yaratılmamışsa veya birilerince imal edilmemişse), bu takdirde, evrende Dünya’ya benzeyen veya benzemeyen, koşulları yaşamın oluşmasına elverişli çok sayıda gezegen olduğuna göre, insanın benzerleri ya da daha gelişmişleri evrenin birçok yerinde mevcut olabilir.
Yapılan matematiksel hesaplamada gezegenlere sahip olan yıldızların sayısı, gezegenlerinden birinin yıldıza uygun uzaklıkta olması vb. gibi parametreler kullanılır. Hesap sonucunda evrenin gözlemleyebildiğimiz kısmında (100 milyar galakside) yaşamın oluşmasına elverişli bir gezegene sahip yıldızların sayısı 7×1022 olarak çıkmaktadır. Bu hesaplamayla yalnızca 300 milyar yıldız içeren Samanyolu galaksimizde olması mümkün Dünya-dışı uygarlıkların sayısı yirmi ile birkaç milyon arasındadır.
Tabi bu matematiksel veriler bizim bildiğimiz anlamda, karbon içerikli bir yaşam şekli için geçerlidir. Yoksa Cybertron’daki Transformers menşeli yaşam şekline bilim olarak şu an anlam veremiyor durumdayız.
Dünya’nın Dünya-dışı canlılarca ziyaret edildiği iddiasının karşısında duran temel engel Einstein’ın özel görelilik kuramıdır. Astronomların çoğunda şu görüş hakimdir: “Evet evrende yaşam olması çok muhtemeldir, fakat bizden daha ileri bir uygarlık olsa bile, uzayda ışı yılıyla ölçülen mesafeler o kadar büyüktür ki, gezegenimize gelmek için yapabilecekleri bir yolculuğa ömürleri yetmez.”
Dünya-dışı canlılar hipotezini savunanlar ise Einstein’ın özel görelilik kuramının evrenin tümü için geçerli, mükemmel bir kuram olmadığı ve şimdiki teknolojik bilgilerimizin bu yıldızlar arası yolculukları tartışmaya yeterli olmadığı görüşünde olup, ışık yılı ile ölçülen büyük uzaklıkların farklı yöntemlerle geçilebileceğini varsayan hipotezlere işaret ederler. Kimi bilim insanlarına göre, ışık hızını aşmanın uygulanamaz oluşuna rağmen, bu sorun bilimsel olarak, özel görelilik kuramına karşı düşmeden, solucan deliklerinden veya başka sistemlerden yararlanma yoluyla aşılabilir.
Ve ayrıca başta belirtmemiz gerekirdi belki ama UFO’nun kelime anlamının Unidentified Flying Object yani Tanımlanamayan Uçan Nesne olduğunu biliyorsunuzdur diye ümit ediyoruz. Ve aslen bu veriler ışığında tanımlayamadığınız uçan herhangi bir nesnenin de bu sınıfa girebileceğini ve dolayısıyla bir bulut, meteor yada balonun somut olarak tanımlanana kadar UFO(TUN) olarak adlandırıldığını da biliniz. (Ufoloji için bknz.)
Anladınız mı saygıdeğer CCW? Anlamadım derseniz inanın çok üzülürüz, sizin için, anlamada zorluk çektiğiniz için.
Sevgiler sunar pörtlek uzaylı gözlerinizden öperiz.







































































































